tüm sıkılanlara...
"Ben bu hayattan sıkıldım" cümlesini pek sık duyar oldum içimden ve dışarılardan. o kadar büyük bir kaos ki kendi içinde bu cümleden de sıkıldım sanırım. Sıkılırken, sıkılmamak için neler yapılabileceğine dair düşünerek DURMAKtan da sıkıldım yetmez.
Bu doyumsuzluk nerden geliyor onu da anlayamıyorum, herşey istediğin gibi olduğunda dahi tatmin olamıyorsun. Hayatın her aşamasında bu böyle. Bu akdar mı hayvani içgüdülerimize yenik düşebilen varlıklarız. Bu kadar mı az kapasitemiz. Bu kadar mı çok şey yaşadığımıza kendimizi inandırıp sıkılma hakkını kendimizde görüyoruz. Dİğerlerine bakıp şükretmek, haline bakıp gurur duyarak mutlu olmak safsataları an itibariyle ilgilendirmiyor beni. Tek hissettiğim mutlu olamamak. Tam oldum derken çıkan engeller ve doyumsuzluk. İstediğim gibi gitmeyecekse, istediğim gibi yürütmek için elimden geleni yapmak için hırslı olarak mı kazanmak lazım???
Kazanmak nedir ki? İçinde "kaza" barındıran kelime ne hakla başarı ile birlikte anılabilir ki hayatlarımızda? Kazanmak işte; kaza sonucu gelen başarı serabı...
Kaybedenler şanslı belki bu yüzden, en dipteyken bile hallerini görüp mutsuzluklarının ardında aslında mutlular.
Umutsuzum...
Ve hırs(s)ız...
inside job...
Kişinin gerçekliği kadar sakladıkları da gülüşün altında gizlidir. Tek farkeden olmadığım için şanslıyım belki.
underneath this smile lies everything
all my hopes and anger, pride and shame
Geçmişten gelen suretlere kapıyı kapatmamaya dair istemeden bir anlaşma yapmış olsam da artık neden kapıları suratlarına çarpamadığımı anlamış bulunuyorum. En azından bir gelişme ve onunla gelen en sevdiğim ÖZGÜRLÜK!!!
make myself a pact not to shut doors on the past
just for today i am free
"Benim hala umudum var" temasına daha önce değinmiştim sanırım bir fotoğraf sergisinde, kendime hiç iş edinmemiştim oysa, esas olan iş edinmektir dünyamda sorumluluğumun sonuna kadar peşinden gitmeye alıştığımdan belki...
i will not lose my faith
it's an inside job today
hep bildiğim tek bildiğim gerçek aşk ve her daim onunla gelen güvensizlik ve tamamlanamama aslında, günah mı? kime günah? bana mı, onlara mı yazık?
i know this one thing well…
i used to try and kill love. the highest sin
breathing insecurity out and in
umutlar bıraksın içimi derken yine işte dosdoğru kollarına koşmak, ışıklarda durup, acı freni düşünmeden kafamı kaldırıp yansımalarını seyretmek...
searching hope, i'm shown the way to run straight
pursuing the greater way for all human light.
vazgeçmedim daha ve daha vazgeçmeyeceğim galiba...
how i choose to feel is how i am.
how i choose to feel is how i am.
umarım kaybetmem,
i will not lose my faith
it's an inside job today
"beni onar" diyebilecek kadar bencil olabilecek miyim, dediğimde sevdiklerimin sırtını görmeden zamanı çevirebilecek miyim?
tek istediğim bu ışığa tutunmak, kırmızı kalmak, durmak...
holding on, the light of night
on my knees to rise and fix my broken soul
again
let me run into the rain
to be a human light again
let me run into the rain
to shine a human light today
life comes from within your heart and desire
life comes from within my heart and desire
life comes from within your heart and desire