doyumsuzluk
Belki de fazlaca abartıyorum temellendirmeye çalışma güdümü. Belki de aslında herşey güneş, gezegenler ve uydularının benim doğum anımdaki konumlandırılmalarından bana mal olan Yay burçluğundandır. Her zaman sabit duramamam, sıkılganlığım, doyumsuzluğum, seçenekler arasında karar verememem, düşünmem, düşünmem ve düşünmem.
Neyi sevdiğime, neyi nasıl arzuladığımı bilemiyor oluşum, her seferinden hepsinin bana uygun geldiği kararsızlığımdan mıdır acep?
Yıllardır kendime uydurduğum başkalarının isteklerine göre hareket etme temeli midir beni mahveden, asla kendim olmaya cesaret edemememi tetikleyen?
Ya da inandığım, sebep olduğuna inandığım yalanlardan sadece biri mi?
İnsanların özgürlüklerine yeterince saygı gösterirken, kendi isteklerimi, arzularımı hep geri planda bırakarak sürekli dolmak bilmeyen içimin deposuna fazlaca mı yüklenmiş oluyorum yoksa?
Sorular demet demet merak ettiğim sadece akıbet!!!
her(k)es küçükken daha güzel...
Bir de böyle bir cümle var hayatlarımızda değil mi? "Ayyy, herşey minikken nasıl da güzel oluyor, keşke hep böyle kalsalar ayol!!!"
Peki ya büyüdüğünde oluşan karakterleri ile sana muhtaç olmayan, senden bağımsız, sana zıt fikirlerle donanan varlık niye artık güzel değil? Çok fazla kendi haz standartlarımıza mahkum olmuyor muyuz her geçen gün daha başka birilerini daha aramıza katarak. Yeni düşünmeye başlayan beyinlere kendimizce olması gerekenleri enjekte ederek onların bağımsız kişilikler olmalarına çukur kazmıyor muyuz?
Hissi olarak baktığında çok çok sevimli güzeli minik gelse de büyüyünce olacak olandan neden bu kadar korkuyoruz ayol?
Belki de esas korktuğumuz bizden başka biri olması değil de, kendince bağımsız ve istediklerini hayatta uygulayan bir karakter olursa bizim olmak istediklerimizden olması. Bir nevi kıskançlık. Değil mi ki benim ben olmama izin vermediler o vakit o da kendisi olmamalı bize öğretilenlerle aynı düşüncede, aynı sınırlarda kalmalı. Ve hepimizi sürüler olarak gelip otlayarak gitmeliyiz, hayat daha başka ne olabilir ki?
gitmeyi istemenin nedenleri ve olacak olanlar...
Yeniden winampda takılı kalan melodik, hüzünlü takılı kaldığım şarkılar misali "gitmek" mevzusu içimde derince yerler kaplamakta. Macera arayışı, yeni bir hayat kurma isteği, değişiklik gibi elime geçen nedenleri sıralasam bile benim dışımda kimselere ikna edici gelmeyecekmiş gibi.
"Değişiklik" kavramını hayatımın göbeğinde hissettiğimden beridir ilk defa aslında ardında yatan güçsüzlük ve kaçma güdümü farkeder oldum.
Misal kime göre neye göre olduğu kesin bir karşılaştırma verisi vermese de fazlaca insan tanıyorum. Ve belki öğretilen "iyi ol" nasihatlarini fazlaca ciddiye aldığımdan hepsini bir şekilde hayatımda kendimce bir yerlere oturtuyorum. Kimi altın varraklarla asüslü bir tahta tarafımca oturtulurken, kimi öyle bir sadece dört bacak tahta sandalyelere oturtuluyor. Lakin diyorum ya hepsinin izi, yeri, kokusu sinmekte beynime, kalbime.
Onlardan kurtulmak için, her birine dair içime attıklarımı asla kimseyle paylaşamayacağım için kaçmak anlamında kendime gitmeyi seçiyorum.
Buralarda kalıp görüşememler yüzünden kendimi suçlu hissetmeleri, görüşünce de aklıma düşen binlerce anıdan sızanları hissetmeyi daha fazla istemiyorum.
Kendimi bambaşka bir dünyaya adasam (ki bu gideceğim yer dahi olsa) biliyorum ki, maymun iştahlılığımdan doğan dönem sonrası vazgeçme ile hepsini, herkesi özleyip kendimi onlara tekrar sunmak isteyeceğim. O zaman orada olamzlarsa "yalnızım" diyeceğim ve işte yine kabullenmeye asla yanaşamayacağım kendi korkunç sonumu hazırlamış olacağım.
Bir yandan da dönemin sorunu belki kendini farklı hissetmeler aslında başkaları olmasa, o farklılığını gösterebileceği, kendince ispatlamaya çalışacağı (ki bunalım, depresyon, histerik hareketler) bomboş birer balona dönüşecek kendi ellerinde patlayacak olan.
Hatta kendi ellerimde patlayacak olan.
Ya da farklılığım olan ezikliğimi ve cahilliğimi saklamk için şişirdiğim balonlar bilge kartalların gagalarıyla gürültüyle beni öldürecek... Kim bilir???
Tekrar soruyorum kim bilir???
Tembelim ben düşündükçe kendimden nefret etmekten korkuyorum, ama biri çıakrsa ve bana dair tüm gerçek diye sarıldığım yalanlarımı gün ışığında gözümün önünde yıkarsa ben olmayı kaldırabilirm belki.
Yardım edin...
Seçtiğimle karşılaşma...
....
the deeper you stick it in your vein
the deeper the thoughts, there's no more pain
i'm in heaven, i'm a god
i'm everywhere, i feel so hot
it's not a habit, it's cool, i feel alive
if you don't have it, you're on the other side
i'm not an addict, maybe that's a lie
....
belki de ilkde fa etrafımda dönüp dolaşıp her türlü kararımı etkileyen "patron"larımdan bağımsız hakikaten talep ettiğime uygun bir isteğimle karşı karşıyayım.
....