Cuma, Temmuz 21, 2006

kime niyet kimseye kısmet

Sonuna değinmeden yazmak istediğim hikayedeki demirbaş den(ge)siz kurbağadan döküntüler pul pul:

Kendi kendine ithaflar ve dahi ithamlar içerilerimde moda olduğundan beridir, kimselere yana(şa)madım.
Bekledim, bekletildim, dikildim
ve belledim.

Geldiğinde hazır olayım istedim lakin tam da rahat duruşta yakaladı beni.
Duruyken gelsin dilerdim,
dillerimden en saf olanıyla “hoş geldin” demek isterdim,
gözlerim doluyken yakaladı beni.
Baktım ki gözlerimde yer açıldı,
gördüm ki
gönlüme saçılan dertler günbatımına kaçtı.
4 gün 4 gece nikah izi sürdük meraktan.
Tek derdimdi
“dertler”in gelinliğine iliştirebilmek gözlerimdeki parıltıyı.
Boş gezdik, çok dolandık.
Fark ettik ki izleri kaybolmuş “dertler”le “günbatımı”nın…
Peşlerinde (s)üzüldüğümüzü zannederken
dolambaçlarda bir(bir)imizin içerisini bulduk.

Gün o gündür rahim miladından beri.
Değişmeyen tek günüm,
gecem,
değiştirmek istemediğim tek yerim,
yanıdır.

Pazartesi, Temmuz 17, 2006

yakınlarımdaki kaos...

Ruh yavaş yavaş biriktiriyor başına tüm gelenleri, içine tüm girenleri, içini dışına çıkartan tüm suretleri, gölgelemeleriyle beraber.

Bir kız görüyorsun kendi sisini aralayıp, kendinin dışına bakabildiğin sırada. Sana en yakın duran ama girdiği girdap yüzünden çekip çıkarmakta zorlandığın. Birazcık da olsa o kaosu yaşaması gerektiğini bildiğinden, o sırada söylenecek tüm büyülü sözlerin, atılacak tüm yardım oklarının gereksiz olacağını bildiğinden bırakıyorsun dönencesine.

Ve geride kalıyor girdaplar, sisler, gün doğuyor, görürken karşılıklı yüzlerini, iki yakın suretin gözlerinde özlem görüyorsun kaosa, girdaplara ve sislerine…

Öğreniyorsun sonra insan dilinde aşk diyorlar buna, sen dilinde ise hala karşılığı yok…

Pazartesi, Temmuz 10, 2006

çok düşünmeli tatil ordusu...



işte budur, bahçesinden girdiğin andan itibaren huzur ve dinginlikle kaplanmış yeni hayatına hoşgeldin...

evet bu seferlik ordan ayrıldın, başka gitmeler olacak onu da biliyorsun dönüşünde sadece o kadar...

arada yaşanan terkedilmeler var, sonunu hatırlamadığın geceler, uzaktan bakabildiğin resimler, istediğin renklerle boyayamadığın hayatın ama geçecek hepsi, biliyorsun ve ilerliyorsun.

giderken beyninde, yüreğinde yer alan bazılarının yerinde taşlar var yine yüreğine oturmuş taşlar. yine zamanla geçecek biliyorsun ve sen hep bilirken kanıyorsun.

bak şu manzaraya ve düşündüklerini hatırla, acıtmasınlar artık, yeniden başlasın her ne gelecekse bir sonraki satır başında.